Bir Truva Atı Stratejisi Olarak Sosyal Medya

Markalaşma konusunda büyük bir etkisi olan sosyal medya, gizli bir reklam makinesine dönüşüyor!

Son yıllarda hayatımızdaki etkisi inkar edilemez boyutlara ulaşan sosyal medya, tüm dünyayı ve dolayısıyla iş hayatını da değiştirmeye devam ediyor. İnternetin hayatımıza girmesiyle büyük bir değişim kazanan, yepyeni tanıtım mecralarına sıçrayan sektörler; sosyal medyanın herkesin evine, avucunun içine yerleşmesiyle daha da farklı bir alanda yükselme şansı yakaladı. Bu değişim öylesine etkin ve kökten ki, beş veya on yıl önceki pazarlama değişkenlerini incelediğinizde günümüzle arasında dağlar kadar fark olduğunu kendi gözlerinizle göreceksiniz.

Sosyal medya tüm markaların en önemli tanıtım alanlarından biri olmuş durumda. Yeni bir marka, yeni bir şube, yeni bir ürün veya yeni bir kampanya, hayata gelmeden önce, tüketicinin algısındaki yeri sosyal medya tarafından çoktan hazırlanmış oluyor. Böylelikle tüketiciye kolayca ulaşılıyor, merak uyandırılıyor ve proje hayata geçtiğinde kendisini merakla karşılayacak olan tüketici kitlesi yaratılmış oluyor. Peki neden? Bunun ilk sebeplerinden biri tüketiciye çok kolay biçimde ulaşılması. Çok az bütçelerle kişilerin evine, avucunun içine ve en önemlisi de akıllarına girilebiliyor olması. Eğer akıllıca kurulmuş bir stratejiniz ve viral özellik taşıyabilecek kapasitede güçlü bir kampanyanız varsa çok çok düşük bütçelerle çok büyük işlere imza atmanız mümkün. Tüketici kitlesi kişisel iletişiminin yanı sıra markalarla olan iletişimlerini de artık dijital alanda sürdürmeyi tercih ediyor. Beğenilerini, teşekkürlerini, şikayetlerini, kısacası tüm tecrübe ve düşüncelerini sosyal medya üzerinden diğer kullanıcılarla ve markanın bizzat kendisiyle paylaşıyor. Markaya mesaj yolluyor, soru soruyor ve cevap da alıyor. Markaların sosyal medya üzerindeki kişilikleri, iletişimleri ve duruşları; onların gelecekleri açısından çok önemli bir rol oynuyor.

Markaların sosyal medya profilleri, artık onların kimlik cüzdanları, künyeleri haline gelmiş durumda. Yeni bir marka duyulduğunda o marka ilk olarak sosyal medya mecralarında aranıp inceleniyor. Sahip olduğu takipçi, beğeni veya yorum sayısına göre değerlendiriliyor. Köklü ve saygın markalar da prestij için bile olsa sosyal medyada yer alıyor ve çoğu zaman hazırladıkları başarılı kampanyalarla adlarından tekrar tekrar bahsettiriyorlar. Markalar yeniliklere ne kadar açık ve gündemde kalırlarsa tüketici tarafından o kadar saygı görüyor ve ciddiye alınıyorlar. Bu durum elbette satışlara da yansıyor. Başarılı sosyal medya stratejileri sayesinde markalar satış oranlarını çok çok yukarılara taşıyabiliyor, büyüme oranlarını her yıl daha da yükseltebiliyorlar. Bunun tam tersi de mümkün. Başarısız bir sosyal medya yönetimi ile bir marka kısa sürede yerle bir de olabiliyor. Günümüzde birçok girişim sosyal medya üzerinden başlatılıyor. Önce markanın ismi belirleniyor sonra da sıra sıra tüm sosyal medya uygulamalarında marka için hesaplar açılıyor. Eğer seçilen isim sosyal medyada daha önceden başkası tarafından alınmışsa girişimciler markanın ismini değiştirmeyi bile düşünebiliyorlar. Sosyal medyanın hayatımızda bu kadar etkin ve belirleyici bir role sahip olduğu bir dünyada, onu profesyonelce kullanmayı bilen ajanslardan destek almamak markalar için büyük bir kumar.

Günün sonunda kazanan elbette ki profesyonellik oluyor. Sosyal medya denen bu büyük dijital canavarı ehlileştirip söz dinletmek uzman işi. Dijital dünyada her hareketinizi yorumlayacak, analiz edecek milyarlarca kullanıcı bulunuyor. Bu sebeple her hareket hitap edilen kitleye göre ayarlanmalı ve aynı zamanda herkese ulaşabilecek açıklıkta da olunmalı. Kimi zaman çok acımasız olabilen kullanıcılara doğru bir tavırla yaklaşılmalı, ortaya çıkabilecek krizleri önceden görüp anında müdahale edilmeli. Tüm bu faktörler göz önüne alınıp doğru bir strateji kurulduğunda ise başarı kaçınılmaz. Çünkü tüketici algısını fethetmek, çoğu zaman markanın başarılı olacağı anlamına geliyor. Bir marka olarak sosyal medya aracılığıyla kullanıcının evine, avucunun içine, zihnine girerek kaleyi içten fethetmiş oluyorsunuz. Tıpkı şehre gösteriş içinde giren Truva Atı gibi…

Yazar: Ceylan Kayacan

Dokuz Eylül Üniversitesi Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı mezunu olan yazar; çocuk hikayeleri, biraz tiyatro ve metin yazarlığı ile macerasına devam etmekte.

Bir Cevap Yazın